Kurbanın Tarihçesi

Kategori: Kurban Hakkında Yazılar | 0

Kurbanın tarihçesi Adem (aleyhisselam)’a kadar uzanmaktadır[1]. İbrahim (aleyhisselam), oğlu İsmail (aleyhisselam)’ı kurban etme hadisesi ile devam edip, Peygamber efendimiz (s.a.v)’in ümmetine kadar süregelmiştir. Asırlar boyu süren kurban ibadeti, Allah’a itaatin, teslimiyetin ve verdiği nimetlere karşı şükrün bir ifadesidir.

Kurban ibadeti, hepsinde olmasa bile, bize kadar ulaşan dinlerin çoğunda yer almıştır. İlâhî dinlerden Yahudi ve Hıristiyan’larda olduğu gibi, İlâhî olmayan Totemizm, Mecusilik, Putperestlik, Zerdüştlük, Sâbiîlik, Manilik ve Brahmanizm’de, yıldızlara, hayvanlara ve nebatlara tapanlarda da vardır. Kurban görevi, İslam’da olduğu gibi, bütün dinlerde de en önemli ibadet sayılmaktadır.

Kurban ibadeti hakkında Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّهِ عَلى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهيمَةِ الْاَنْعَامِ…”

 

“…Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık…”[2]

 

Ayette geçen “mensek” kelimesi, “kurban kesmek ve kurban ibadeti, kurban edilecek zaman ve ibadet edilecek yer” manalarına gelir.

Her semavî din mensupları için kurban ibadeti meşru kılınmış olduğu şu ayette açıkça beyan edilmektedir:

 

وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللّهِ لَكُمْ فيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُون

“Kurbanlık deve ve sığırları da, sizin için Allah’ın (dininin) nişanelerinden (kurban) kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit (yani canları çıktığında) onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz” [3]

 

Ayette geçen “büdn” kelimesi; büyük baş hayvanlar demektir. “Şeâir” kelimesi, kurbanın dinin sembollerinden olduğunu ifade eder. Nasıl ki her şeyin kendine göre onu remz eden bir nişanesi/alameti varsa, İslam dinini de remz eden simge ve sembolleri vardır. İşte kurban ibadeti de bu sembollerden sadece bir tanesidir.[4]

 

Yahudilikte Kurban

 

Yahudi dininde kurban, temel ibadetlerden biridir. Eski Yahudilerin kurban inancı içinde insan kurbanları da vardı. Yani hayvan ve meyvelerin yanında insan da kurban ediliyordu. Bu âdet onların parçalanma zamanına kadar uzun süre devam etti. Kral Ahaz bile, kendi oğlunu ilahlara kurban etmişti. İlahlara kurban edilenler arasında Jephthah’ın kızı da vardı[5]

İnsanları kurban etme keyfiyetine eski Yahudilerde, bazı özel hallerde rastlanmaktadır. Tarihi araştırmalara göre, eski Yahudiler yeni bir ev kurdukları zaman, insan kurban ederlerdi. Bunda güdülen gaye, ya yapıya ruhsal bir koruyucu, uyanık bir bekçi kazandırmak veya orada mülküne tecavüz edilmiş periyi yatıştırmaktı.[6]

Yine eski Yahudilerde, Rabbe insanlardan adak adanır ve kurban edilirdi insanlar arasından vakfedilen bir kimse için artık fidye verilmez mutlaka öldürülürdü.[7] Daha sonra İlahlar, insanın tamamen kurban edilmesi yerine bir parçası ile yetindiler. Bu parça ise onlarda, insanın kurban edilmesine bir rumuz olarak kaldı.[8]  Sünnetle beraber, hayvan kurban etme ve meyve takdim etme âdeti de devam etti.[9]

Kurbanların çeşitlerinde meydana gelen değişmeler, Yahudi düşüncesindeki ilah fikrinin değişmesi neticesidir. İnançlarına göre Yahova, önceleri kan dökmeyi seven bir tanrı, Yahudilik ise, korku ve kin diniydi.[10]  Tanrının kin ve öfkesi ancak, akan kanla söndürülebilirdi. Yahudi düşüncesindeki ilah kavramı ilerleyince, tanrının iyi ve doğru bir tanrı olduğuna inandılar. (İnançlarına göre bu tanrı, hayvan ve meyvelerle yetindiği gibi, insanın kurban edilmesine karşılık da, sünnet olmayı istemekle yetinmeye başladı.[11]

Kurban konusunda, Tevrat bize açık bir fikir vermemekle beraber, Levilîler’de şunlar yer almaktadır:

 

Üç Kurban:

1- Ola (Yakma Kurbanı)

2- Shelan, pebak (kurban etinden yapılan yemekli kurban)

3- Hattath (günah) ve Oshan (hata) kurbanı[12]

 

Tevrat’ta Kurban Kesme Vakti

İslam dininde olduğu gibi kurban kesimi, senede bir defa değildir. Tevrat’ta “Yılda üç kere bana bayram edeceksin”[13] denir. Bu bayramların vakti ve özellikleri şöyledir:

  1. Mayasız Ekmek (Fısıh) Bayramında

Yahudilerde en meşhur kurban çeşidi “Fısıh” kurbanıdır. Fısıh, Yahudilerin Mısır’dan çıkışını sembolize etmek üzere Nisan ayında 7 gün süreyle kutlanılan bir bayramdır. Bu bayramda bir kuzunun kurban olarak kesilip yenilmesi âdettir. Fısıh kurbanı, bir yaşında erkek kuzu veya keçiden, sığırdan seçilir, Fısıh kurbanı ailevî bir mahiyet taşır, Sabaha kalan etler yakılır. Bu açıdan kuzunun büyüklüğü aile fertlerinin yiyeceği kadar olacaktır. Fısıh kurbanı güneş battığı zaman kesilir.[14] Tevrat’a göre kumru ve güvercin gibi hayvanlar da kurban olarak takdim edilebilirdi.[15] Ayrıca Yahudiler, etini yedikleri halde ineği kurban olarak kabul etmezler; karaca, geyik vs. av hayvanlarının da etlerini yerler ancak kurban olmalarını benimsemezler. Kurbân kesilirken, kesen kimsenin elini kurbanın başına koyması gerekir. Bu âdet Hz. Musa ve Harun’dan kalmıştır.[16] Vaktiyle suç, hata, keffaret, şükran ve adak kurbanlarının etleri, genellikle Yahudi din adamları olan kâhinlere verilirdi. [17]

  1. a) Fısıh bayramı, ilkbaharda gece ile gündüzün eşit olduğu zamanda yapılır.[18]
  2. Kesilen kuzu veya oğlak bir yaşında olacaktır.[19]
  3. Bu bayramda diğer bayramlarda olduğu gibi kuzu kaynatılmaz, kızartılır.[20]
  4. Kurbanı aile reisi keser.[21]
  5. Fısıh kurbanının kanı, evin kapısına ve eşiğine serpilir[22]

Bu bayramda bir kuzu keserek kanını, kapının üst eşiğine ve iki söğesine sürmek, en eski zamandan beri İsrailoğulları arasında yaşayan bir adetti[23]

  1. İlk Mahsül Bayramında
  2. Kipur Bayramında

 

Tevrat’ta Rabbe Kurban takdimi

“Yalnız Yehova’dan başka ilahlara kurban eden helak edilecektir”[24]

“Ve o gün çok kurbanlar kestiler ve sevindiler. Çünkü Allah, onları büyük sevinçle sevindirmiştir.”[25]

Kur’an-ı Kerim’de İsrail oğullarının sığır boğazlamasının emredildiğini şu ayet bildiriyor:

 

وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً قَالُوا أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ () قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَ قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌ بَيْنَ ذَلِكَ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ () قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَاءُ فَاقِعٌ لَوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِرِينَ

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَ إِنَّ الْبَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَمُهْتَدُونَ () قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا ذَلُولٌ تُثِيرُ الْأَرْضَ وَلَا تَسْقِي الْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَا شِيَةَ فِيهَا قَالُوا الْآنَ جِئْتَ بِالْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا يَفْعَلُونَ ()

 

“Musa, kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: Bizimle alay mı ediyorsun? Demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti. «Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın» dediler. Musa, Allah (celle celâluhü) diyor ki: «O, ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir inek.» Size emredileni hemen yapın, dedi. Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın, dediler. «O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir» dedi.

«(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşallah emredileni yapma yolunu buluruz» dediler.

(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. «İşte şimdi gerçeği anlattın» dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.”[26]

 

Hıristiyanlıkta Kurban:

Genel manada Hıristiyanlıkta kurban, “verilen sözün tutulmadığı anlarda günah işlemiş sayılmamak için, Allah’a karşı bir şey yapmaya söz vermek” şeklinde telakki edilmiştir.[27]

Katolik mezhebinde ise Hz. İsa’ya verilen bir isimdir.[28]

Hıristiyan Araplarda kurbân; “Kuddas” yani; Hıristiyanların âyin esnasında yedikleri, şaraba batırılmış ekmek manasına gelmektedir.[29]

Diğer taraftan Hıristiyanlığa göre Hz. İsa, Hz. Adem’in cennetten çıkarılması sonucu yüklenmiş olduğu ve bütün insanlığa intikal eden günaha karşılık babası (!) tarafından haç üzerinde feda edilmiştir.

Böylece onun ruhunu temsil edişi, bütün insanlığın, geçmiş büyük günahına karşı kefaret sayılmış ve bütün insanları günahtan kurtarmıştı.[30]

Hıristiyanların kesin inancına göre İsus Hristus (İsa Mesih) gerçekten Haç üzerinde ölmüş ve kendisini kanlı bir şekilde Allah’a sunmuştur. İsa Mesih’in kurbanlığı ile artık kurbanlık bitmiştir. Ve her ne şekilde olursa olsun tekrar edilemez.[31]

 

Hz. İsa’nın Haç üzerinde kurban edilmesi Kur’an-ı Kerim tarafından şiddetle reddedilir.

Bu Hususta Rabbimiz (tebârake ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

 

وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا () بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

 

“Ve «Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük» demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. [32] Bilâkis Allah onu (İsa’yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.”[33]

Onları reddeden başka bir âyeti kerimede şöyledir:

“.وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى

“…..Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.” [34] Yani kimse diğerinin günahını yüklenmez.

Bu ayetler gösteriyor ki, Hz. İsa’nın, Hz. Adem’in işlediği hatayı affettirme salahiyetinde olmadığı gibi, kendini kurban etme durumu da olmamıştır.

 

Hz. Nuh (aleyhi’s-selam)’ın Kurbanı

Nuh (aleyhi’s-selam)’da Tufan’dan sonra, sağ kaldığı için Allah’a (c.c.) şükür olarak bir kurban kesmişti.[35]

 

İslam’da Kurban

Bu mevzuyu, dergi ve internet sitemizde hususi başlıklar altında açıkladık.[36] Burada bahse konu etmeyeceğiz. Ancak! Şu kadar var ki: “Kurban, İslam ümmeti dışındaki ümmetlere de Allah (c.c.) tarafından meşru kılınan bir ibadet olsa dahi![37] İslam’daki kurbanın hedefi, daha farklı ve muhtevası daha fazladır.”

 

[1] Kurbanın başlangıcı, Mâide suresinin 27. ayetine dayanmaktadır.

[2] Hac, 22/34

[3] Hac, 22/36.

[4] Bu konu için “Yüce Yaratıcıya Yakınlığın Sembolleri” isimli makaleye bakınız.

[5] Prof Dr. Ahmet Çelebi, Mukayeseli Dinler Açısından Yahudilik, Çev. A.M. Büyükçınar. Ö.M Harman, sh.127

[6] F. Challaye-Dinler Tarihi, Çev.: Samih Tiryakioğlu, Shf.127, “Ev temeline kurban kesip, kan akıtma âdetinden sakınılmalıdır.”

[7] Levilîler: 27-28

[8] Tevrat’ta “…Oğullarının ilk doğanını bana vereceksin, kendi öküzlerin ve koyunların hakkında da böyle yapacaksın. Yedi gün anasıyla kalacak sekizinci gün onu bana vereceksin” (Çıkış: 22/29/30) denilmektedir. Burada görüldüğü gibi Yahudilerin, çocuklarını sekiz yaşında sünnet ettirmesi, sekizinci günü takdim edilen insan kurbanını temsil etmektedir.

[9] Prof Dr. Ahmet Çelebi a.g.e. sh. 208

[10] Günümüzde de bu hallerine şahit olmaktayız.

[11] Prof Dr. Ahmet Çelebi a.g.e. sh. 208/209

[12] Ömer Budda, Sami Dinlerde Kurban, Daru’l Fünûn İlahiyat Fak. Mecmuası, İstanbul 1928, sayı: 8.

[13] Çıkış: 23/14

[14] Çıkış 12/3-22; Tesniye 16/2-7.

[15] Levililer bab:4-5.

[16]  Levililer 4/4,33, 8/14,24

[17] Yrd. Doç. Dr. Ali Osman Ateş, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslam, Beyan Yayınları: 2/282.

[18] Çıkış: 12/10

[19] Çıkış: 12/14

[20] Çıkış:12/9-11

[21] Çıkış:12/21-22

[22] Çıkış:12/15,19,20

[23] Fısıh bayramı Tevrat’ta şöyle anlatılır: “Birinci ayda, ayın 14. Gününde akşam üstü Rabb’in Fıshı’dır. Bu ayın 15. Günü Rabb’e mayasız ekmekler bayramıdır. Yedi gün mayasız ekmekler yiyeceksiniz; birinci günde mukaddes toplantınız olacak, hiçbir ağır iş yapmayacaksınız ve yedi gün Rabb’e, ateşle yakılan takdime arzedeceksiniz.” (Levilîler 23/5-8) Kapı eşiğine ve söğerine kurban kanı sürme âdeti, bizim de bazı yörelerimizde de gözükmektedir ki İslam’da yoktur. (Tahsin Feyizli, İslam’da ve Diğer İnanç Sistemlerinde Oruç-Kurban sh:95)

“Kulak memelerine, kapı eşiğine ve alna kurban kanı sürmek kutsallaşma anlamına gelen Yahudi adetlerindendir. Maalesef Anadolu’nun bazı yörelerinde de vardır.”

[24] Çıkış: 22/20

[25] Amos: 4/4

[26] Bakara Süresi 67-71

[27] Dr. Osman Cilacı, İlahi Dinlerde Kurban, D.İ.B. Dergisi, c.18 sayı 5/291

[28] Meydan Larousse, İst. 1973, c.7/646

[29] İslam Ans. C.6/1014

[30] Tahsin Feyizli, İslam’da ve Diğer İnanç Sistemlerinde Oruç-Kurban sh:114

[31] Bkz. Immanuel s.218

[32] Allah Teâlâ Nuh (aleyhi’s-selam)ı tufandan, İbrahim (aleyhi’s-selam)’ı ateşten, Musa (aleyhi’s-selam)’ı Firavun’dan, Muhammed Mustafa’yı (s.a.v.) müşriklerin tuzağından koruyup kurtardığı gibi İsa (aleyhi’s-selam)’ı da, onu öldürmek isteyen yahudilerin elinden kurtarmış, Hz. İsa’ya ihanet ederek bulunduğu yeri askerlere gösteren kişiyi Hz. İsa’ya benzeterek öldürtmüştür.

[33] Nisa Suresi: 157-158

[34] Enam Suresi: 164

[35] Dinler Tarihi Ans. C.1/8

[36] Zaten fıkıh kitaplarımızda da tafsilatlı bir şekilde beyan edilmiştir.

[37] “Biz her ümmet için kurban kesmeyi meşru kıldık……” Hac Süresi: 34